top of page
IMG_6429.jpg

peki ya geçmiş geleceği değiştirmek için geç kaldığını düşünürken gelecek erken gerçekleşiyorsa? 
 

Zamanın döngüsünü kim başlatır—henüz oluşmamış bir düşünce mi, yoksa çoktan kaybolmuş bir gerçek mi?"

 

geçen hafta eylül ayını kısa bir özetletmiştik,

işler bu hafta biraz değişti daha doğrusu dönüşen gerçeklikle döngüsel zamanın dışına çıkıyoruz...

 

schumann resonansta 25 eylülde başlayan ani frekans sıçrayışları ve beraberindeki tüm beden aktivasyonu hem fizik hem ruhsal açıdan sağlam bir vortex enerjisi yarattı. 
30 eylül de ise bu vortex enerjisinin bambaşka bir versiyonuna geçiş yaptık. 
bu sefer işin içine zaman algısı da dahil oldu ki geçmiş aylarda bu zaman algısının değişimi ile ilgili birçok detay vermiştik...

fakat gelişen perspektifle benzer deneyimlerden ziyade

İlklere daha sık şahit oluyoruz. 
ben açıkçası 1 ekimde yaşanan blackout kadar uzun bir blackout'a schumann resonansta denk gelmemiştim. 
tam bir gün sürdü...

sonrasında ise ayın üçünde tekrar bir blackout

aralığı gözlemledik grafikte,

yine aynı şekilde

1 gün boyunca schumann resonans ölçümlerinde veri alınamadı..

 

daha önce bu grafikteki veri kayıpları konusunda iki farklı deneyim gözlemlemiştik,

verilerin alınamaması,

ya frekans inanılmaz yüksek bir titreşim spektrumu oluşturduğunda  ya da zaman sıçraması dediğimiz blackout anlarında gerçekleşmişti. 

 bir gün süren bu iki blackout da tam olarak 2 ekim tutulması öncesi

ve sonrasında gerçekleşti. 
solar flare etkisi deselerde ben bu olayı pek böyle görmüyorum,

daha doğrusu bu tanımın plasma entegrasyonunu

basitleştirdiğini düşünüyorum ki,

iki gün önce negatif zamanın keşfi konusunda

yapılan açıklamalardan sonra kuantum alanı inanılmaz bir hızla gerçekliği dönüşüme uğratarak,

bu plasma bilinç sürecini bir kez daha kanıtlamış oldu.

 

bu güneş tutulması 2024 yılının son tutulması olmasıyla birlikte zaman üzerinde yarattığı etki ile nasıl bir sürece girdiğimizi de bariz bir şekilde belli ediyor. 

son blog postta tutulmalar ile ilgili çok detay vermiştim dilerseniz şuradan inceleyebilirsiniz. 

 

şimdi bir kaç alıntı yaparak asıl konuya girmek istiyorum... 
tutulma aslında matrix planı yani içinde yaşadığımız 3. boyut gerçekliğinin zaman kavramı üzerinde bir reset görevi görüyor

daha doğrusu buna zamanın tutulma anı da diyebiliriz. 
güneş ve ay - gündüz ve gece üst üste bindiğinde

metafizik alandaki oluşum, fizik alana zaman üzerinden etki ediyor. 
antik dönem uygarlıklarda bu tutulma ve ekinoks zamanları büyük dönüşüm zamanları olarak değerlendirilirdi. 
aslında bir nevi güncelleme 
zaman güncellemesi.
A software update. 

​

bizimde bu deneyimlediğimiz son tutulma yılın son güncellemesiydi

ve buna kuantum bilincine geçiş olarak bakarsak

 çok hızlı bir entegrasyon olarak tanımlayabiliriz.
tutulmalar aynı zamanda eskinin yerini yeniye bırakması anlamını da taşımakta. uyumlanma sürecini tamamlayamayanlar elenirken bunu bir hasat olarak da yorumalayabiliriz, uyum gösterenler yeni bir döneme geçiş yapıyor. 
ekim ayı astral plan ile fizik plan arasındaki perdenin en ince olduğu dönemdir hatta spooky season demelerinin de sebebi bu.
31 ekim gecesi bu perde dedikleri iki gerçeklik arasındaki frekans spektrumu en ince haline gelir.
Halloween bir çok kaynakta samhain adıyla da ifade edilir.

fakat aslında HALLOWE’EN veya All Hallows Eve,

31 Ekim  Hallowmas veya Azizler Günü nöbetinden gelmekte.

 

bu detayı şu yüzden verdim,

normalde ekim ayı sonlarına doğru deneyimlemeye başladığımız bu iki alem arası etkileşim hızı bu sefer ayın 1'ı ıtibari ıle anı bir şekilde başladı.
şu anda tam olarak iç içe geçmiş alemlerden oluşan bir zaman algısı mevcut.

özellikle bu haftaki enerjiler anda yaratım dediğimiz 5. boyut frekans aralığını taşıyan enerjiler. 
ki bu da kuantum bilinç demek. 

​

plasma bilinç enerjisınin en yoğun zamanları da diyebilirim. 
fakat bu yüksek farkındalık etkisi birçoğumuzu off pozisyonunda da tutuyor.

zamandaki tutulma bizde de sıkışmışlık enerjisini beraberinde getirirken aynı zamanda çok hızlı işlenen bilgi akışını da sağlamakta. bu geçiş inanılmaz etkilerle geliyor baştan belirteyim. 

çok fazla delirmiş insan psikolojisini gözlemleyeceğiz buna da hazır olmak lazım.

peki zamandaki bu değişim bize neyi anlatıyor daha doğrusu

nedir bu negatif zaman keşfi? 
 
biz zamanı nasıl öğrendik? 
tek bir çizgi gibi ilerleyen gelecek olasılıklardan oluşan fakat geçmişe dönük anı dışında herhangi bir eylemi olmayan...
zamanın lineer olmadığı konusunda belirli bir bakış açınız olduğunu düşünüyorum fakat gözlem yaparak ilerlediğimizde,

zaman kavramı hakkında bir çok fikir bir veya teoriden öteye gidemiyoruz,

biz zamanı madde üzerinden deneyimlediğimiz bir algıya sahibiz, dolayısıyla maddeyi gözlemleyebildiğimiz kadar

zamanı tanımlayabiliyoruz. 
 

zaman kavramını boyut algısı üzerinden tanımladığımızı varsayalım, tek bir çizgiden olusan ve içinde
eylemsel bir canlılık olduğunda genişleyen bir boyuttan oluşmakta. 
Su an yediğiniz bir yemek ve içinde
bulundugunuzu düşündügünüz ortam bu bakış açısında saniyeler sonrasinda ayni olmayacaktır,

çünkü canlılık en ufak atomik parçacıklardan başlayarak.

her an gelişir.
birinci boyut ayrışmanın tekrarlanmasiyla varligini
sürdürmektedir.
.

​

Bunu izlediğiniz filmin her bir karesi gibi tanımlayabilirsiniz.

bu filmin her anı yansıtan fotoğraflardan meydana geldiğini 
gorememenizi saglayan zamanin ölçüsü ve hizidir. 
Uç boyutun her biri bu temelde calismaktadir ki üçüncü boyutun sonlarinda zaman ölçüsü ve hizinda degisimler (duraksamalar) basladigı için filmin her bir karesi görünür olmaya baslamaktadir. 
Madde katiligini kaybettikçe zaman yavaşlar

ve duraksamalar ortaya çikar,

tam tersi ise Matrix boyutlari dışında gergeklesir.

Her üç boyutun terkibi birbirinden farklidir ancak temel aynidir,

her birinin, boyutun uzay yapilanmasinda,

tum vizyon partikülleri (atom olarak algilanan) her bir mikro saniyenin de altinda bulunan zaman ölçümünde veniden yaratilir.

 

Aslinda burada Bergeklesen isleyisin formülü gayet açiktir,

her üc boyut üst boyutlarin partiküllerinden (projeksiyon) olusmaktadir.

 

matrix'in 3 boyutlu sisteminde algıladığımız dünya sadece gelecekte olan bir dünyanın kalın örtüsünü temsil etmekte.

Bu yüzden boyutlar yükseldikçe perdeler azalmaya başlar.

son perde kalktığında ise artık bildiğimiz dünyanın mevcutluğunu deneyimleyemeyiz.

Algıladığımız dünya tek boyutlu bir gözlemden farklı değildir. 

negatif zamanın keşfi da aslında bize deneyimlediğimiz zaman algısının yeni bir perspektifini sunmakta. 

 

Toronto Üniversitesi'ndeki bilim insanları,

kuantum fiziğinde çok ilginç bir keşifte bulunarak,

fotonlar ve atomik uyarım içeren bir deneyde "negatif zaman" olarak tanımladıkları anı gözlemlediler.  

The Independent tarafından bildirilen bu deneyde araştırmacılar, belirli koşullar altında fotonların, içine girmeden önce ultra soğuk atomlardan oluşan bir buluttan çıktığını keşfettiler. 
 

william james sidis'in 1925 yılına ait makalesinde

bu negatif zaman hakkında

temelde fotonların pozitif bir değerin yanı sıra negatif bir değer de üretebileceğini ve dolayısıyla negatif zaman üretebileceğinden bahsetmiştir. 
buna süperpozisyon olgusu sebep oluyor.
Aslında zamanla hiçbir ilgisi yoktur.
Foton dediğimiz şey bulanık kuantum nesneleridir. 
Fotonlar olasılıksal bir değer aralığını gerçekleştirir.

 

Bu sonuç aslında fotonların tarihi hakkında ışık benzetmesinden ziyade,

bilinç kavramını güçlendiriyor. 

 

Bunu şurayla bağlayabilirsiniz,

bizler yani her bir bilinç yapısı karşımızdaki diğer bir bilincin yansımasından ibaretiz.

davranışlarımız bile en yakınlarımızın davranışlarının birer yansıma hali, dolayısıyla Bergeklesen isleyisin formülü aslında burda anlam kazanıyor,

projeksiyon eden de edilen de birer bilinç yapısı.

Yansıma hali...

 

Sidis'in zaman ile ilgili teorileri ise şöyle; 
*zaman, alt eksen çizgisine benzer iki boyutlu bir olgudur.
*eğrinin herhangi bir yerindeki bir zihin, zamanı eğrinin alt kısmına doğru akıyormuş gibi algılayacaktır.
*bu akış aslında zihni gelecek yerine geçmişe doğru götürebilir, ancak zihin bir fark olduğunu gözlemleyemez.
*termodinamiğin ikinci yasası, zihnin zamanın akışını algıladığı yönü belirleyen zihinsel bir yasadır
*zamanın kendisi zihinsel bir olgu değildir, yalnızca akışın görünümüdür.

 

yani temelde William'ın söylediği, bence 4. boyut algısı..

düşündüğünüz ters zamanın olduğu ve sonra arkasından 5. boyutun yani zamanın olmadığı bir yer geliyor olması.
bence fotonların gittiği ve bilim insanının kafasının karıştığı yer de tam olarak burası çünkü hala ikilik perspektifi üzerinden tanımlamaya çalışıyoruz. 
bir bakıma aslında psikolojik yaklaşıyoruz. 

 

insan hafızası geçmişe değil geleceğe yöneliktir;

çünkü,

hafıza,

daha yüksek bir gelişim biçiminde depolanmış bir duygudan başka bir şey değildir ve duygu da yedek enerjidir,

bundan dolayı da duygu ve enerjinin, herhangi bir organizmada, organizmanın daha az yedek enerjiye sahip olduğu zaman yönüne ve organizmanın daha fazla kullanılabilir enerji edindiği zaman yönünden uzağa yönlendirilmesi gerektiği sonucu çıkar.
ikinci yasanın tersine çevrilmesinin düzenli bir olgu olduğunu ve bunları genel olarak yaşam olarak bilinen şeyle özdeşleştirdiğini varsayalım.

 

Bu, yalnızca yaşam tarafından kullanılan ve yaşamayan kuvvetler tarafından yaratılan enerjiyi değiştirir.
james clerk maxwell bu konuyu derinlemesine araştıran bir çalışma yapmıştı buna marxwell'in demon'u da deniyor. 
 

Maxwell'in iblisi, termodinamiğin ikinci yasasını çürütüyor gibi görünen bir düşünce deneyiydi.  

Fizikçi James Clerk Maxwell tarafından 1867'de önerilmiştir.

Maxwell ilk mektubunda bu varlıktan "sonlu bir varlık" veya "moleküllerle beceri oyunu oynayabilen bir varlık"

olarak bahsetmiştir.

Lord Kelvin daha sonra ona "iblis" ismini vermiştir.

future;

 

'Düşünce deneyinde, bir iblis gaz içeren iki bölme arasındaki bir kapıyı kontrol eder. Tek tek gaz molekülleri (veya atomlar) kapıya yaklaştıkça,

iblis kapıyı hızla açar ve kapatır,

böylece yalnızca hızlı hareket eden moleküllerin bir yönde,

yalnızca yavaş hareket eden moleküllerin ise diğer yönde geçmesine izin verir.

Bir gazın kinetik sıcaklığı,

onu oluşturan moleküllerin hızlarına bağlı olduğundan, iblisin eylemleri bir bölmenin ısınmasına ve diğerinin soğumasına neden olur.

Bu, görünüşte hiçbir iş uygulamadan sistemin toplam entropisini azaltacaktır,

dolayısıyla termodinamiğin ikinci yasasını ihlal edecektir.''

(Wikipedia)

 

 Bu anlatımda dikkatiniz bir şey çektimi bilmiyorum,

bahsedilen demon dedikleri aslında bir bilinç yapısı,

enerji ya da entitiy ismine ne derseniz deyin.

Burda anlatılmak istenen

her şeyin bir bilinci olduğundan daha çok  her şeyin bir bilince bağlı olduğu. 

 

 

Bu bahsettiğimiz Termodinamiğin(Isıldevinimin) ikinci yasası,

izole sistemlerin entropisinin asla azalamayacağı anlamını taşımakta. Bunun sebebini,

izole sistemlerin termodinamik dengeden (maksimum entropi aşaması) spontane olarak oluşmasıyla

açıklayabiliriz. 
Termodinamiğin ikinci yasası deneysel olarak bir ısı bilgisi önermesi olarak kabul edilmekle beraber, bu yasa altında yatan istatistiksel kuantum mekaniğiyle de anlaşılabilir ve açıklanabilir.

İstatiksel mekanik literatüründe entropi,

makroskopik evrelerde mikroskobik gruplaşmaların ölçümü olarak ifade edilmekte.

Çünkü ısı bilgisi denge, dengede olmayan duruma göre büyük miktarda mikroskopik bir dizilişe sahip.

Bu maksimum entropiye sahip olmak demek ve aynı zamanda ikinci yasayı takip ettiğini de gösterir,

çünkü düzensiz yalnız değişim kısmen sistemin ısı bilgisinin dengesini geliştirmesini sağlar.

 

Zamana bağlı bir ifade olarak; sıcaklık, basınç ve kimyasal potansiyel

ısı bilgisi dengeye doğru izole edilmiş ve yerçekiminin önemsiz olduğu sistemde azalır da diyebiliriz.

 

yani aslında bu yasa yalnızca

yatay düzlemde yani yerçekimsiz alanda doğrudur.

 

Termodinamiğin Ikinci yasası, iç enerji dediğimiz U’ ya eşit olarak kapsamlı özelliklerin fonksiyonu olarak da ifade edilebilir.

Yani Kütle, hacim, entropi.
Entropinin en basit tanımı şudur:

‘Kâinatta her şey, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmek ister.’ Yani her şey ama her şey dağılma ve bozulma eğilimindedir.

 

Dalından koparılmış bir elmanın giderek bozulmaya başlamasını buna örnek verebiliriz. Hatta dalından koparmasanız da bir süre sonra elma düşüp toprağa karışacak ve bozulacaktır.

Oysa bir zamanlar tüm düzenliliği ve fonksiyonelliğiyle mükemmel bir elmaydı. 

 

Entropiyi zaman ekseninde ele almak gerekirse bir vazo kırıldığında onu tekrar eski hâline getiremezsiniz.

Yani düzenli olan vazo entropiye uğramış ve düzenini kaybetmiş, düzensiz olmuştur.

Geri de alamazsınız.

Yani entropi zaman gibi doğrusaldır.

Zamanın doğrusal olduğu şimdilik bir ön kabul,

Einstein bunu öne sürmüştü ama kuantum mekaniği teoremlerinden sonra bu teori büyük ölçekte çöktü tabiki.

Bunun anlamı basitçe,

şu an hem geçmişi, hem şimdiyi, hem de geleceği yaşıyoruz.

TRINITY ZAMAN..
O yüzden aslında şu an şahit olduğumuz şey 

entropide ki değişim. 

 

Bu bizi direk bir şekilde kuantum dolanıklığına götürüyor. 
Dark dizisini milyon kere izleyenleri tekrar sahneye davet ediyorum...
çoklu dünyalar, çoklu zaman perspektifi...

dizide hatırlarsanız üç farklı zaman işlenmişti.
adem ve havva'nın farklı versiyonları.. 
Jonas ve Martha'nın farklı sürümleri..
iç içe geçen yolculuklar...
Bir zaman çizelgesinde yapılan seçimlerin diğerlerini nasıl etkilediği ve ortaya çıkan karmaşık bir neden-sonuç ağı...
Düğüm
kısaca kuantum dolanıklığı...
başlığı da bu yüzden bu şekilde attım...

biz geçmişin geleceğe her an etki edebileceği gerçekliğini,

gelecekte verilen her bir karar ve yaratılan enerji ile 

geçmişe de etki edilebileceği fikrini öngöremiyoruz.

 back to the future filmini hatırlayın professor ne demişti ? 
​

grandfather paradox!

her iki zaman da kendini var edebilirken yok edebilirde!
eğer bir paradox varsa bu sıfırlama da demek, 
1 x 1 = 1

matematiğinde 'kere' kelimesi ingilizcede 'time' anlamında 
ingizlice matrix'in dilidir. 
time=zaman kere zaman demek 
matematik zaman üzerinden bir hesaplama yani ama 3. boyuttaki matematik
1+1=2
peki çarpım-kere çoğaltmak anlamına geliyorsa

neden 1 x 1 = 1 'dir? 
zamandaki üçleme bu..
üç farklı zamanında birleştiğinde aynı zaman çizelgesini vermesi...

hem birbirini yok eden hem de var eden..
e ozaman biz yohuz :)
çok ilginç bir örnek vericem şimdi 
bir şişme deniz yatağı düşünün,

denizin yüzeyinde belli bir ağırlığı kaldırabilen..
biz bu deniz yatağına batıracak kadar ağırlık eklersek eğer

ki bu toplamadır=ekleme=fazlalaştırma
bot yüzeyin altına iner aslında eksiye düşer değil mi?
deniz seviyesinin altına indikten sonra ağırlıkları eksiltirsek :) 
artıya çıkmaz mı? 
yani eksiye düşenden ağırlık eksiltince artış gösterip yüzeye çıkmaz mı ?

ne...? :)

​

bu durumda

toplama=çarpma
ama 1 x 1 = hala 1

ya da (-1)+(-1)=-2 nasıl doğru kabul edilir ?
burda dualiteyi işin içine katacağım,

iki kutup da kendi karşıtlığını bir diğerinin içerisinde barındırır.

birleşince yeni bir gerçeklik yaratılır. 
iki farklı zaman farklı senaryolar ama tek bir gerçeklik

aynı zamanda bu üçleme birbirlerini hem nötrler hem var eder. 

bilinç perspektifine geri dönelim...
ne demiştik her bilinç bir diğerini aynalar...

fraktal yapılar

yani 
olay örgüsü farklı olsada devamlılık ilkesi aynı. 
kollektif bilinç içerisinde bir bilinç olarak rüya görüyorsanız bu sizinde kollektif bilinç için bir rüya olduğunuz anlamını da taşır.
project etme hali...
yazının başını hatırlayın... 
her üc boyut üst boyutlarin tozlarindan (projeksiyon) olusmaktadir.
negatif zaman da kuantumun içerisindeki bir olasılık hali

sadece biz yeni gözlemleyebiliyoruz.
 

tenet filmini izlemediyseniz mutlaka izleyin..
burada ters radyasyonun nükleer

füzyon tarafından tetiklenmesiyle entropinin geriye doğru gittiğinden bahsediyor. 
yani negatif zaman...

peki şu an neden nükleer tehdit yapılıyor?

​

 

kurşunu atıyormuş gibi yapıp düştüğü yerden tekrar geri alabilmesi

işte bu negatif zamanın tam olarak ne demek olduğunu anlatıyor. 
geçmiş gelecek yok yani
her şey aynı anda aynı yerde...
rüyada her şeyi kontrol edersin geçmişi de geleceğide 
sadece algoritmandaki kodu bunu yapabileceğin şekilde kodlaman gerekir. 

 

tenet=tutma anlamındadır zamanı tutan
zamanı kontrol eden cronos=saturn=anu
matrixi yaratan anunnaki soyu 
saturn neydi black kube 
ama iki boyutta bu karedir
düzlem zamandır

sadece geleceğe giden mantığındaki tek çizgi olan zaman 

 

döngüsel olan zamanın iki boyutlu hali
döngüyü hapseden kapalı devre ağı 
matrix
satranç tahtası üzerinde yaptığın hamleler
biri siyah diğeri beyaz olan kareler 

 

Erwin Schrödinger'in 1935'te tasarladığı Schrödinger'in kedisi

 hem canlı hem de ölü olabilen varsayımsal bir kediyi,

kuantum süperpozisyonu olarak bilinen bir durumu anlatmak için kullanmıştı.
kedi ölü ya da canlıydı 
ikilik perspektifi
peki kedinin varolduğunu sırf bir gözlemci olduğu için kabul etmemiz gerçekliğini kanıtlamak için yeterli midir?
ya kedi hiç olmadıysa? 
zaman da böyle değil mi ?
gözlemlendiği kadarıyla farkedilebilen bir algı yaratımı...
peki kuantum ne diyor
gözlemleyene göre değişen bir gerçeklikten basediyor. 

 

ben bugün zaman yok dersem zaman benim için yoktur. 

 

bana göre sana göre farklılık gösteren bir şey için gerçek diyebilirmiyiz? 

 

    bu ancak rüyalarda olur...

 

o zaman,

 

şah ve mat!

bottom of page