top of page
IMG_6016_edited.jpg

sırtını kamburlaştırma, korku dik durduğunda yok olur...

 

senenin en güçlü dolunayı enerjisinin içinden geçmeye çalışırken

evren dermanını da bir ödül olarak tepe çakramızdan bize iletmekle meşguldu son 4 gündür. 
 

 

son schumann güncellemesinden beri

durmak bilmeyen bir aktivasyon hali mevcut,

bu öyle güçlü bir aktivasyondu ki

gün içerisinde titreşim hızının

 %100 seviyesine 2-3 kere arka arkaya çıktığını gözlemledik. 

 

Normalde bu titreşim seviyeleri iki hafta da bir gözlemlediğimiz bir durum bazen de ayda bir kere belki denk geliyoruz. 
Fakat son bir haftadır neredeyse her gün bu top seviyeyi gördük. 

 

titreşim gücü ise %89'lara kadar çıktı.

hem oktav olarak hem de hız olarak çok yoğun bir hafta geçirdik

etkisi ise hala daha devam ediyor ve bu durum bir süre daha devam edecek gibi gözüküyor.
 

Peki bu ne demek ?

tam olarak korkuyu dönüştürme becerisi sürecindeyiz,

bu aynı zamanda tepe çakranın çok yoğun bir aktivasyon süreci. 

 

Yani yeni perspektif

yeni algı uyumlanmasına maruz kalıyoruz. 
Geçtiğimiz haftalarda dünyada artan negatif enerji,

korkuyu tetikleyecek olayların yaratılması ve bireylerde güvensizlik,

endişe çaresizlik hissini besleyecek olayların yaratılması ile

boyuttaki denge arayışı, bu korkuyu dönüştürecek farkındalığı da beraberinde getiriyor doğal olarak. 

 

Her zamankinden daha fazla dirayetli ve iradeli olamamız gereken zamanlara girmiş bulunuyoruz.

 

İster günlük yaşantımızda bireysel deneyimlediğimiz olaylar olsun

ister global olsun,

maruz kaldığımız düşük frekanslar,

spekturumu yüksek frekans seviyesine çekme becerimizi geliştirmemiz için mükemmel bir laboratuvar  ortamı oluşturmakta.

 

şöyle düşünün,

kalbin açılması bir bakıma kırılması ile de gerçekleşir.

tüm bu merhametsizliğin ve acının yarattığı çaresizlik ve korku spekturumu beraberinde denge için bir çoğumuza sevginin merhametin ve birliğin ne olduğunu hatırlatmakta. 

​

​

dünya üzerindeki düzen asırlardır gölgeden yönetiliyor.

bilginin çok fazla manipüle edildiği bir süreç deneyimlemekteyiz.

çağ boyunca kullandığımız matematik bile evrenin gerçek algoritmasını yansıtmamakta. 

​

herşey bu kadar illüzyon halindeyken birçok bilinç de saf sevginin,

öz değerin, yaşama saygının anlamını yitirmiş durumda. 
işte tam bu noktada,

ilahi adalet denge için bilinçlere gerçekliğin filtresiz halini görünür kılmak için devrede.

​

varlıklar üzerinden çok uzun zamandır enerji hasatı yapılıyor, etrafınızdaki her şeyi öz enerjinizle besliyorsunuz.

Buna kullandığınız telefonlardan tutun,

adaletsizliğe karşı verdiğiniz tepkinin frekansına kadar her şey

bireylerin enerjisi üzerinden yaratılmakta.  

 

o yüzden,

dünya da  savaşlar, ölümler, haksızlıklar katliamlar durmaksızın devam etmekte. korku, en az coşku ve öz sevgi kadar güçlü bir yaratım enerjisidir. 

böyle durumlarda büyüklerimizin sözleri aklınıza gelsin

'kötüyü çağırma', 'iyi konuş iyi olsun'

bunlar hep yaratım frekanslarının nasıl çalıştığına dair en önemli ipuçlarıdır. 

tüm bu yönetim kendini gerçekliğin bir çok kısmında da belirgin bir şekilde göstermekte...

şimdi söyleyeceğim filmi Animasyon hayranları mutlaka hatırlayacaktır,

Monsters, Inc. diye bir disney animasyonu vardı,

çocukların gece odalarına girip onları korkutan canavarların,

çocukların çığlıkları ile enerjilerini pillere doldurdukları bir animasyon.
şu anda tam olarak dünya üzerinde bu yapılmakta.

Karanlık alanın dünyanın manyetik alanı üzerinde yaptığı müdehaleler

asıl gerçekliğin gölgelenmesini sağlamak amaçlı olsa da,

dönüşümün, bilinçlerde korkunun kendi yaratımları ve seçimleri olduğunun farkındalığına varmalarını sağlayacak yeni bir bakış açısı getiriyor.
Bu,

animasyonda bateriyi en hızlı dolduran şeyin korku değil aslında sevinç ve sevgi enerjisini keşfetmelerini sağladığı gibi bir farkındalık...

nasıl ki;

'yeni bir pandemi geliyor

bu sefer çok daha fazla insanın ölmesini bekliyoruz'

cümlesi ile,

'evet yeni bir virüs tehditi muhtemel fakat bunun dünyayı bir önceki gibi etkisi altına almaması için tüm ülkelerin hükümetleri olarak birlik olup gerekli önlemleri alarak yayılmasını önleyeceğiz'

cümlesi arasında çok farklı bir enerji var ise,

 

size yansıtılan bu korku söylemlerinin farkına varmanız için tüm bu aktivasyonlar gerçekleşmekte.

​

virüsü yayanlarla aşıyı yapanların aynı olması sorgulama yetinizi geliştirecek kimyayı oluşturmakta. 
bakmakla görmek arasındaki fark gibi. 

​

e söylemesi kolay tabi 
peki korkuyu nasıl yeneceğiz? 
korkuyu yenmek mantığından çıkıp dönüştürme algısına geçme gayreti ile, bu her gün maruz kaldığımız olaylarla her an yeni bir seviyede deneyimlenmekte. 
bu benim perspektifimde,

tamamen öğrenme veya dönüştürme becerisini geliştirme gibi bir durum,

bunu yapabilmek beklenti içinde olmadan hep bir sonraki seviyeye geçerken öğrenerek mümkün. 
giderek artan korku frekansı karşısında anti doz geliştirmek gibi,

alışkanlık olarak değil bir kür olarak. 
manipülasyonların farkında olarak bilerek durumu karşılamak,

buna göğsümüzde topu yumuşatmak da diyebiliriz. 

 

gözlem yeteneğiniz geliştikçe kendinize artan güven gibi. 
bir insan bir kere dolandırıldığına bir sonraki süreçte aynı duruma maruz kaldığında değişen farkındalığı ile aynı durumdan bahsediyorum.

​​

biz bu plandemi masalını atlatmak için üç senemizi verdik,

sonrasında tüm bu aşı propagandası yapanlar çıkıp yanlış teşhis koymuşuz meğer normal bir grip virüsüymüş açıklamaları yaptılar. 
aynı durum küresel çapta savaş propagandası ile aynı,

veya karbon ayak izi masalı ile de.

​

tüm bu hikayeleri yazanlar aynı zamanda sizin yarattığınız korku enerjisinden beslenen ırklar. 

 

ülkemize bakın,

yıllardır yoksulluk seviyelerini deneyimliyoruz basamak basamak,

fakat hükümet git gide daha şatafat ve lüks içinde.

afrika ülkelerine altın kubbeli camiler yaparken kendi insanını açlığa mahkum  etmiş durumda.

sizin vergileriniz ile kendi hayatlarının refah seviyeleri yükseliyor. 

peki siz buna dur derseniz ne olur?
80 milyon nüfus bir araya gelirse 1000 kişilik bir hükümet ayakta kalabilir mi ? 
işte tüm bu enerjiyi kesmek demek farkındalıkla gelecek

değişim demek, dönüşüm demek...
aynı durum dünya için de geçerli..
dünyayı yöneten ailelerin toplamı ile dünya nüfusunun karşılaştırması size bütünlüğün gücünü hatırlatsın...
hatırlatsın ki

enerjiniz ile beslediğiniz tarafı seçerken illüzyonu değil asıl gerçekliği farkedilebilir kılsın..

​

bottom of page