

quantum yapısı değişiyor, doğal olarak bilinçlerimizde öyle...
17 ağustos - 27 ağustos arası deneyimlediğimiz sıçramalardan sonra geçen hafta deja-vu ve zaman çizelgesineki kodlamaların değişiminden bahsetmiştik.
birkaç gün önce instagram da paylaştığım 12 DNA sarmalı ile ilgili kısa bilgilendirmeden sonra bugün hem bu haftanın schumann resonance bilgilendirmesi hem de bu 12 DNA sarmalı konusuna değineceğim.
tüm bedeni kapsayacak aktivasyon titreşimleri ayın 27 si itibari ile eski seyrine dönmüştü ve 30 ağustosa kadar bu aktivasyonların entegrasyon sürecine girmiştik.
her ne kadar bu yüksek titreşimleri hissettiğimiz günler de sıkışmış olsak da entegrasyon sürecimizde bir o kadar yorucu geçti.
30 ağustostan itibaren yine hızlanmaya başlayan schumann resonance seviyeleri bu 12 DNA aktivasyonunun çok önemli bir aşamasında olduğumuzu göstermekte.
sürekli olarak tüm beden taramasından geçmekteyiz.
bu şu demek, algoritmamız eski dünyaya ait çok fazla bilinçaltı kodu ve inanç sistemine bağlı koşullar içermekte.
yeni gelecek olan bilinç seviyesi tüm bu algoritmanın yarattığı titreşim hızından çok daha yüksek bir seviye bu nedenle önce zemin hazırlanmakta.
eski travmalarımızın bedenimizde yarattığı kayıtların iyileşme süreci de diyebiliriz. sürekli bir arınma halindeyiz yani.
saturn retrosunun da bu zamana denk gelmesi asla tesadüf değil.
yapıda bulunan tüm kodlar birbirine bağlı şekilde çalışır.
bunu bir bilinç gibi düşünün, içinde nöron görevi gördüğünüz bir bilinç çalışma sistemi.
Tüm bu dönüşüm süreci de yeni bir farkındalık seviyesi yaratma süreci.
küresel sistemin dayattığı yönetim şeklinden, insanların birbirne olan bakış açılarına kadar global bir dönüşümü tetikleyecek bir farkındalık süreci, kolay değil çünkü önce bu eski kalıbın ne kadar derine indiğine şahit olmadan dönüşemeyecek kadar kalıplaşmış bir bakış açısından bahsediyoruz.
12 DNA sarmalı konusuna geldiğimizde ise tüm bu dönüşüm sürecinin asıl amacı aslında gerçek doğamız olan DNA mızın 12 sarmalının tekrardan aktive edilmesi.
Tam olarak 560 milyon yıl önce, neredeyse tam olarak,
oluşmuş bir ırkız.
evet biz bu gezegende yaratılmadık maymunlardan da gelmedik...
Daha yüksek bir evrim seviyesinden geldik ve içinde 12 iplikli DNA'nın aktive olduğu bir genetik kodumuz vardı.
bu 12 iplikli DNA düzenine Silikat Matrisi'sı adı veriliyor ve Silikat Matrisi bugün insanlarda hala uykuda olan bir potansiyel.
Yani bilimin çöp DNA dediği kısım olan fakat uykuda olan DNA sarmalımız.
DNA evrimimizin sürecini ve bunun bilincimizde nasıl oluştuğunu anlayabilirsek sahip olduğumuz yetenekleri de keşfedeceğiz.
sahip olduğumuz 12 iplikli DNA'nın potansiyelleri tekrar aktive edilebilir potansiyeller dolayısıyla yaşadığımız bu aktivasyonlar da
bu potansiyeli ortaya çıkaracak süreci yaratan aktivasyonlar.
bilimin şuan Dna'mızla ilgili sahip olduğu bilgi iki iplikçikli dediğimiz DNA formu. Bu iki iplikçik üzerinden sadece genetik özelliklerimiz olan göz rengi, saç rengi, bazen de genetik hastalıklarımızı tanımlayabiliyoruz.
DNA'mızda iki genetik faktör mevcut,
biri DNA yapısının daha da altında olan seviyeler,
diğeri ise DNA'nın temel yapısı.
Chelating Morfogenetik bilimi denen alana baktığımızda,
bu morfogenetik alanların bilimidir,
parçacıkların kendilerini oluşturabilecekleri elektromanyetik enerji ızgaraları oluşturan planları tutan formlar olarak tanımlıyoruz
yani madde formu.
DNA'mızı çözmeye çalışırken aslında bunun bile altında olan bir seviyeyle karşılaşıyoruz,
işte bahsettiğimiz morfogenetik alan bu aslında.
Bahsettiğim bu 12 DNA ipliği, çift sarmal olup,
bir manyetik sarmal ve bir elektrik sarmala sahip bir yapıdadır.
Aslında bunlardan 12 tanesine sahibiz,
insanın doğasının temel yapısı budur.
Bu sarmalların çoğu uzun bir zamandır uykudaydı.
Yaklaşık 15 sene önce gezegendeki birçok insan, 3 ile 3,5 arasında
bir DNA aktivasyon seviyesi olan bir birikim seviyesine sahipti.
Şuan ki bulunduğumuz süreçte ise bu tamamen değişmekte.
Bilim adamları, algısal alanımızda ve potansiyelimizin algısal alanında farklı bir dönüş açısında titreşen ve parçacıklarımızdan daha yavaş bir nabızda titreştiren parçacıklar olduğu için iki tane çift sarmal tanımlayabilmekteler.
fakat bunlardan daha yüksek titreşenler mevcut.
Tabi ki bu bize yansıyan kadar ki kısmı,
aslında bana soracak olursanız genetik alanda DNA'mızın tamamı keşfedilmiş durumda çünkü mevcut durumu gözlemlediğimizde MRNA aşılarının her alanda uygulanmaya çalışılmasının sebebi de bu. Aktivasyonu sabote etmek.
DNA'mız üst üste bindirilmiş forma benzeyen istiflenmiş bir yapıya sahiptir ve bunu birçok alana baktığınızda gözlemleyebileceğiniz benzer sistemlerden algılayabilirsiniz.
Evrenin yapısı da dahil olmak üzere doğadaki sarmal formların hepsi bu DNA yapısının bir örüntüsüdür.
bahsettiğimiz birbirini tekrar eden fraktal bir tasarım...
Bizim bu sistemimiz içinde titreşen parçacıkların yapıları üzerinde şu an tüm bu sistemi bütünüyle kullanabileceğimiz bir harmoni yok.
Aslında var,
fiziksel beden bu çok boyutlu becerileri görme yeteneğine sahip ancak bunları bilimsel harmoni ile göremiyorlar ve çoğu uykuda olan 12 DNA ipliğinden oluşan bir katman yapısını aktive etmemiz gerektiği için bu harmoniye sahip olamıyoruz.
Baktığımızda bu yapıya ait olan bilginin bir kısmı kültürlerimizde eski zamanlardan beri canlı tutulmakta.
Antik gizem okullarında korunmuş olan bu bilgiler,
Mısır'da ki mistik bilimi öğreten yani metafizik bilgeliği öğreten okullarda vardı ayrıca bu bilginin büyük bir kısmı yine o dönemde
İbrani mistik okullarında korunmaktaydı.
Ancak kimse olup bitenin tam resmini bilmiyordu.
Bazıları evrimi hızlandırmak ve ayrıca bilincimizi ve bedenimizi bu üç boyutlu alandan çıkarabilmek için DNA'daki bazı alanların tetiklemesi gerektiğinin farkındaydı sadece.
Ancak bu çok karmaşık bir bilimdi ve herkes tam olarak nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyordu.
Parçaları vardı ancak hiç kimse tüm plana sahip değildi.
Bizler şu an bulunduğumuz zamanda bu konuda şanslıyız çünkü bu detayları bilen daha yüksek evrimleşmiş formlar,
bir noktaya kadar evrimleşebilmemiz için bu bilgiyi uzun süre bizden sakladılar.
Her yüksek bilince sahip formları bizim gelişimimiz için rehberlik eden olarak yorumlamayın, bu konuya son blog postta değinmiştim,
insanlığın en büyük hatası burada çünkü,
kendinden yüksek olan her bilince diz çökme gafletinde bulunması...
İnsan formunun geçmişine baktığımızda barışçıl varlıklar olduklarını biliyoruz yani geçen blog yazısında bahsettiğim ışık soy denilen flash line a sahip formlar olarak yaratıldığımızı biliyoruz ve bu bilginin bize vereceği güce sahip olduğumuzda gidip diğer sistemleri yok edecek algıya evrilmedik ve bu bilgiler bu yüzden zaman içerisinde bizden saklanmadı.
İçinde bulunduğumuz zaman diliminde ise,
önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak bazı şeyler hakkında üst perspektifte bulunan Yüksek Evrim konseyleri dediğimiz üst bilinç katmanlarında bir karar alındı.
Bu bilgi verilecekti çünkü hayatta kalma kalitemizin devamı,
belirli şeyleri çok hızlı bir şekilde öğrenip öğrenemeyeceğimize ve DNA'mızda aktivasyonlar yaratıp yaratamayacağımıza bağlı olacaktı.
yani bahsettiğim soy devamını sağlayabilmeleri aslında bizim bilincimizin de orjinal haline geri dönmesine bağlı.
DNA'mızda uykuda olan Dormosilikat matrisi dediğimiz belirli kısımlarını aktive edebilirsek, gezegende gerçekleşecek belirli elektromanyetik değişimleri, bu aktivasyonları yaparak (yaşanacak manyetik dönüşüme çok daha uyumlu hale geleceğimizden) kolaylıkla atlatabileceğiz,
işte asıl hikaye bu aslında
içinde yaşadığımız Gaia'nın bilinç seviyesi yükseldikçe
bu dönüşüm sırasında ne kadar uyum gösterebilirsek o kadar kolay bir şekilde geçiş yapacağız
ve aslında tüm bu uyum süreci de
bizim günlük yaşantımızda olaylar karşısında verdiğimiz o ufacık tepkilerden başlayarak dönüşecek bir bilinç perspektifi....
Asıl kimliklerimize dönüşme sürecinde yaşadığımız her ne olursa olsun kendimize yakıştırdığımız bir perspektiften vereceğimiz tepkiler ile gelişeceğiz...
o yüzden şimdiden başlayarak her anın içerisinde yaptığımız seçimlerin ileride deneyimleyeceğiniz dünyayı oluşturacağının farkında olarak ve bu sorumluluğu taşıyacak kadar iradeli ve güçlü olduğunuzun bilincinde olun.
her şey an da gerçekleşen seçimlere bağlı oluşan bir algoritmadan ibaret...
oyunun kurallarını bu sefer yazmakla görevli olan bizleriz....
daha gelişmiş bir bilince sahip toplum aruzusundaysak eğer,
bunu önce kendimize layık görecek şekilde hareket ederek yaratabileceğimizi de öngörebilmemiz bu gelişimin ilk adımını oluşturacak...
