top of page
IMG_5971.jpg

her şey aynı yerde aynı anda...

 

Ağustos için tek bir cümle söyle deseler

tam olarak bu cümleyi kurardım. 

 

Çok yoğun bir aya giriş yaptık,

her ne kadar ilk iki hafta Schumann güncellemesi yapamamış olsam da, geçtiğimiz hafta ile ilgili kısa bir özet geçmek istiyorum çünkü ayın 3’ünden itibaren oluşan etkilerin bu hafta yeni seviyesine geçmiş bulunuyoruz,

dolayısıyla önce ufak bir giriş yapmak daha açıklayıcı olur gibi hissediyorum…

 

Temmuz sonu sürecinde paylaştığım postta metamorfoz zaman çizelgesinden bahsetmiştim, linki şurada tekrar paylaşıyorum ki hatırlamak isteyenler tekrar okuyabilirler..

 

Bu metamorfoz sürecinin başlangıç tarihi aslında geçtiğimiz yaz dönemi kuantum alanında başlayan dönüşümle startı verildi. Gaia yani Dünya’nın 5. Boyut bilinç evresine geçiş sürecinde algoritmada ki yeni kodlamalar tam olarak geçtiğimiz yaz bu dönemde oluşmaya başlamıştı. Bu kodlamalarla ilgili yazıya da linkten ulaşabilirsiniz. 

​

Matrix sisteminde oluşan yeni kodlar bu döneme kadar olan süreçte uyumlanma ve bu süreç içindeki sıralı upgrade’lerden sonra bir sonaki döngü süreci dediğimiz bu yaz zaman diliminde ise çalışıp çalışmadığı konusunda test aşamasında.

Bu döngüyü nerden uyduruyorsun diyeniniz olabilir,

ufak bir örnekle belirteyim ki sizinde aklınızda soru kalmasın;

Covid dönemini hatırlarsınız amerika başkanlık seçimleri vardı,

şimdi tekrar bir ölümcül virus hop tekrar bir başkanlık seçimi dönemi,

bu matrix'in algoritmasının fraktal halidir,

diğer bir deyişle tarihin tekerrür ettiği söylemindeki zaman çizelgesindeki loop.

Başka bir örnek;

kurtuluş savaşını hatırlayın,

ülkemizin neden kurtuluş savaşına girdiğini,

 

Şuan ki süreçte ne gözlemliyorsunuz? 

 

Topraklarımız yine işgal altında, halk perişan

ama ders alınmamış o perişanlıktan ve ikinci bir Atatürk gelse de bizi kurtarsa ümidi içinde,

Türkiye’nin 100. Yılı demek 100 yıllık döngünün bitmesi demek

evet gelicek Atatürk ama bilinç olarak uyanacak önce o da bizlerin adım atmasına bağlı bir yansıma olarak geri dönecek, yani evrendeki etkiye tepki misali…

Biz hiçbir şeyi değiştirmek için uğraş vermezsek evren halimizden memnun olduğumuz mesajını almaz mı? 

Neyse ki bu adımlar atılmaya başlandı,

asla düşmek moral bozmak yok,

istiklal marşı KORKMA diye başlayan millete isteselerde o korku kılıfını giydiremezler, sadece biraz ağır kanlıyız..

​

Bu aktivasyon sürecinde bireylerinde aynı şekilde kendi algoritmaları üzerinden kimlik aktivasyonları da hız kazanmış durumda.

İçtekinin dışa dıştakinin içe olan yansıması,

bireysel hayatlarımızda da bizlerin bilinç ve farkındalık seviyelerinin de güncellenmesi anlamına geliyor. 

Bu farkındalık seviyesini geliştirecek kitlesel olaylar da maalesef son bir senedir yaşadığımız zorlayıcı sürecin bir parçası. 

O yüzden milli duygulara ihtiyaç var bizim de itici gücümüz bu maalesef bir akrep ülkesi olarak yok olmadan doğmayı seçemiyoruz ama onu da öğreneceğiz bunlar hep tüm dönüşmü tamamlamamız için içinden geçtiğimiz gelişim noktaları. .

 

Sıkışmadan kabuk değişmez,

insan mecbur kalmadıkça da konfor alanından çıkmak istemez…..

​

Buna ister ruhsal gelişim deyin ister Dünya’nın sonu geliyor deyin farketmez,

bir şeyler dönüşüyor ve bu dönüşüm bizim aslında 2019 dan beri deneyimlediğimiz bir süreç.

 

Ağustos ayının başlaması ile birlikte kuantum alanındaki dönüşüm süreci daha da hızlanmış durumda.

Özellikle 30 haziranda başlayan Saturn retrosu ve bununla birlikte karmik sürecin aktive olması da bu dönüşümde itici güç görevinde. 

Bireylerin kim olmaya karar verdiği,

geçmişten alınan derslerin tam olarak alınıp alınmadığı,

devletlerin geçmiş zaman döngülerinde verdikleri kararların aynısını mı yoksa yeni bir bakış açısı ile yeni kararlar mı vereceği bir dönem bu,

o yüzden kim olmaya karar verdiğimiz ve bu karardan sonra kollektife yansıyacak yeni realiteyi de oluşturacağımız bir süreç. 

 

Bugün tüm bu haksızlıklara verilen tepkiler yarın oluşacak dünya da haksızlıkların dozunu belirleyeceği gibi,

merhametsizlik ve acının da seviyesini de belirleyecek.

O yüzden

'bana dokunmayan yılan bin yaşasın'

narsistliğine son verecek ışık işçileri ve yıldız tohumlarının doğum süreci aynı zamanda…

Kollektif bilincin oluşumu ve bu bilincin nasıl bir bilinç olacağı şu an bireysel hayatlarınızda verdiğiniz tepkilerle doğru orantılı bir şekilde ilerleyecek.

 

Kollektif olarak ne kadar kollektif hareket edebiliyoruz ?

 

Kimse Kral Çıplak diyecek kadar cesaretli olamayacak mı? 

 

Olacak!

Bu süreç zaten bunun olmasını sağlayacak o itici gücü oluşturmak için….Ki birçoğumuz bunu Dünya genelinden bakarak söylüyorum çoktan sesini çıkarmaya başladı bile,

eskiden ya ne olduğunu biliyorum ama dile getirsem kim umursayacak ya da kim inanacak, veya cahillik mutluluktur bakış açısında korkuların gölgesinde kaldığımız dönem artık eski dünyaya ait dönem,

bir şeyler dönüşsün istiyorsanız o ses çıkmak zorunda!

 

Dediğimiz gibi konfor alanında çıkmak için nedene ihtiyaç duyan seviyede henüz bilinçlerimiz,

ama o da güncelleniyor işte,

süreç hem çok hızlı hem de tüm bu zorluklar içerisinde zaman akmıyor her gün aynı güne uyanıyorsunuz gibi..

O yüzden metamorfoz zaman dilimi,

zaman algısınında geçiş süreci olan köprüdeki hali

ne var ne de yok gibi….

 

Ağustos ayının 3’ünden itibaren Schumann resonance’taki grafikte geçmiş dönemde gözlemlediğimiz titreşim etkileri tekrar belirdi. 

IMG_5883_edited.jpg

Görselde sizde yakından incelerseniz farkedeceksiniz ki titreşim hali kendi içinde başka bir titreşime sahip..

Ben buna zaman çizelgesinde ki cızırtı diyorum.

Akoru bozuk bir zaman çizelgesi hali…

 

Tabiki bu sürece etki eden 8.8.2024 =8 aslan kapısı enerjisi de tüm bu oluşumun en güçlü etkiye çıkaracak yakıtı sağlamakta.

Bununla birlikte gelen merkür retrosu, dolunay etkisi gibi göksel hareketiliğin de gerçekten her seyin aynı anda aynı yerde dönüştüğüne tanıklık etmemize ortam yaratıyor. 

 

Her şey bu kadar dengesizken biz nasıl dengede olabiliriz ki ?

 

Çok aldığım bir soru bu

ki cevap benden çok sizde aslında

çünkü her bireyin kendi dengesini bulmak için deneyimlediği bir dengesizlik

bu soruyu bilen birine sormak ihtiyacını çok iyi anlıyorum

ama!

 bilirkişi olmaktansa hatırlatan kişi olmayı tercih ediyorum

çünkü bütün bilgi sizde mevcut sadece bildiğinizin algısına çekin bakış açınızı. Hepimiz evrenin bir parçasıyız ve her bilgi bizde mevcut o yüzden size verdiğim her bir cevap bir hatırlatıcı görevinde asla öğretici haddinde değil.

Çünkü bütün olma algısının benim için en önemli aşaması her bir bireyi kendimle bir tutabilme becerisi. 

​

Dolayısıyla bende bu dengesizlik içinden geçerken öncelikle ruhsal sonrasında bedensel dengenin arayışına itiliyorum yani bende deneyimleyerek öğreniyorum,

bazen isyan ediyorum öyle cevap buluyorum bazen daha geniş perspektife çekiliyorum  ki acının da öğretici kısmını görebilmek ve o yoğun merhametsizliğin içinde çözüm üretebilecek sakin odaklanma halini ortaya çıkarabilmek adına.

Hepimiz isyan etsek kimse çözüm üretecek bir bakış açısında kalamaz, hepimiz sakin kalsak bu sefer bizim çözüm üretmemize sebep olacak isyan olmaz. Sonuç olarak herşey kendi içindeki denge arayışında biz sedece nasıl katkı sağlayacağımızı hangi rolde olacağımızı seçiyoruz.

O yüzden asla ses çıkarmayanı yargılamak ya da aşırı isyan edeni kanıksamak bir sonuca varmıyor öncelikle herseyini kendi içinde birbirini beslediği bütünsel bakış açısında olmamız gerek,

ki nitekim hayvanlara olan tüm bu acımasızlıkta bizlere bütünün görevini tekrardan hatırlatmak amaçlı oluşturulan bir itici güç aslında. 

​

Temmuzun son haftası instagram story paylaşımımda bir blackout bekliyorum diye belirtmiştim beklediğim blackout 10 ağustosta geldi

ama tahmininden daha düşük bir etkide ve daha geç bir tarihte oluşan bir blackout oldu. 

​

​

IMG_5896_edited.jpg

Grafikte de görebileceğiniz gibi ince bir siyah çizgi yani veri akışının kesildiği bir aralık belirtilmekte.  

Aslan kapısının etkisiyle de aktive olan yeni zaman çizelgesi spektrumda yarattığı etki ile günlük hissiyat olarak bizi birkaç gün bayağı sıkıştırdı. Bedensel tepkiler çok fazla oldu, alerjik reaksiyon çok fazla gözlemledim tüm bu metafizik etkinin dönüşen frekans seviyeleri ile fizik bedenlerde de bir arınma süreci oluşturdu, ki dünya da bakarsanız global olarak bir arınma sürecine girdik bu virüs haberlerinin de tekrar hortlaması aslında ne kadar kasti yapılan bir süreç olsa da önemli bir mesaj niteliğinde. 

Geçmiş covid döneminden edindiğiniz farkındalıkların ne kadar sağlam bir temelde olduğunun test aşaması gibi. 

Aynı yalanlara tekrar inanacak kadar korkuda ve kontrol edilme arzusunda mısınız yoksa bu sefer sorgulama halini daha ön plana çıkarma cesaretindemisiniz? 

 

Son blog yazısında bu süreçle ilgili önemli videolar paylaşmıştım

o linki de buraya ekliyorum dilerseniz inceleyebilirsiniz. 

 

Evet gelelim bu haftaya….

bir günümüz boş geçmiyor derken gerçekten de tüm ülkeyi sarsacak başka bir olayla tekrar o kaos enerjisinde bulduk kendimizi…

Bu olayın gelişini de aslında Schumann resonance’taki etkilerden az çok gözlemeyebiliyoruz tabi bir de göksel olayların etkisi bu durumu ön görecek şekilde bir çok astrolog tarafından dile getirildi. 

IMG_5950_edited.jpg

13 ağustosa geldiğimizde ise

Schuman resonance ta verilerin güncellenmediği bir süreç yaşandı.

Bu application da bir upgrade olduğu yönünde bir açıklama ile ifade edildi.

Bu application tabiki de bir tool yani daha doğrusu kollektifteki gözlemlerimi bu grafik üzerinden daha açıklayıcı anlatmama ortam yaratan bir araç gerçekten.

Olsa da olmasa da biz yine süreci ifade edecek farkındalıkta bireyleriz. 

o yüzden yarın bir gün kapanırsa :) her türlü ekipmanımız güncellemelere devam etmek için mevcut.

 

14 ağustosta ise başlayan yüksek titreşim seviyeleri yine dünyanın manyetik alanında ki tireşim hızını 100% e çıkartacak kadar sert bir etki yarattı. 

 

Görselden de inceleyebileceğiniz gibi ani sıçrayışlara ard arda maruz kalmamız ortamdaki gerilim seviyesini de yükselterek ani patlamalar ve ani gelişen olaylara sebep oldu. 

Özellikle zaman algısında ben bireysel olarak çok anomali gözlemlemiş bulundum, hiç olmadığı kadar dejavu etkisi, rüya gerçeklik algsının dalgalanma hali, durugörüler, ve tüm bu olayların asıl sebebine baktığımızda ise metafizik ve fizik alan arasında ki perdenin ne kadar inceldiğini farkettirdi.

Bunun bir başka etkisi ise çok uyku hali veya hiç uyuyamama hali.

 

Bizim deneyimlediğimiz alan her ne kadar fizik alan olsa da metafizik olarak yani ruhsal açıdan da varolduğumuz spektrum, uyku halinde de çalıştığımız bir alan,

dolayısıyla astral boyutta da aktif olan bilinçlerimiz uyku halinde çalışmaya devam etmekte.

Tüm ışık işcileri ve yıldız tohumları bu dönemin getirdiği karanlık etkinin yarattığı negatif enerjiyi absorbe edebilmek için var gücüyle metafizik alanda uğraş halinde o yüzden çok yorgun uyanmanızın sebeplerinden biri de bu olabilir. 

IMG_5969_edited.jpg

Schumann resonance’taki bugünkü etkiye de değinecek olursam

  17 ağustos saat 21:47 itibari ile titreşim gücü dediğimiz

oktav %80 değerinde.

 

Bu tüm gelen titreşimler sonrası oktavı hissettiğimiz nokta,

bunu şöyle örneklendireyim,

nasıl ki önce şimşek çakar sonra gök gürler,

şimşek de bir frekans spekturumudur ve sonrasında oktavı olan ses yani gök gürültüsü gelir

biz şuan o gök gürültüsünü hissediyoruz. 

Ve güçlü bir ses bu…

 

Bu oktavdan önce titreşim hızı yine 100% değerinde bir spektrum yarattı. Bugünkü beden tepkileri aşırı yorgunluk baş gösterebilir, baş ağrısı, eklem ağrısı, susuzluk, uykusuzluk, huzursuz bacak veya huzursuz mide hissiyatı, ayak altı yanması, enerji hangover hali çok mümkün. 

 

Benim fikrim çok net bir 5. Boyut enerji alanı deneyimliyoruz

hem etki olarak hem de dönüşen fizik alan olarak. 

​

Size çok absürt gelebilir belki ama tüm bu yangınlar tüm bu küle dönme hali bir anka kuşu mesajı benim için,

uyanışın anadolu da başlaması demek akrep ülkesi Türkiyenin küllerinden doğması demek,

Çok geniş bir açıdan bakıyorum ki yaşadığımız tüm bu acı ve merhametsiz enerjiyi biraz olsun dönüştürmek için.

Hepimiz biliyoruz ki bu doğal bir yangın değil.

Fakat karanlık var ettiği tüm negatifi ışığa görevini hatırlatmak için güçlendirir.

Kendi de o ışıktan mahrum kalmıştır çünkü.

O da kendini dönüştürme arzusu ile hareket eder. 

Nasıl ki yaratım enerjisi sağdan sola akıyor ise,

yani güneş ayı takip ediyor ise

her zaman takip etmesi için bir neden yaratılır ki evrendeki her karanlık nokta aydınlansın. 

​

Bizler de bu süreçte bilinçlerimizde karanlıkta kalmış kör noktalara o farkındalığı getirecek olayların içinden geçmekle görevlerimizi yerine getiriyoruz aslında. 

Sıkışıyoruz ki çözüm üretecek arayışa girelim,

bu böyle gitmez dedirtecek olaylar oluyor ki bu böyle gitmesin artık. 

 

Artık herkes çıkıp

KRAL ÇIPLAK GÜNEŞ SAHTE, VİRÜSLER YAPAY BİZ GERÇEĞİZ

diyecek cesarete erişsin. 

İşte o farkındalık 19 ağustostaki dolunay etkisi ile daha da görünür olmaya başlayacak. 

Türk ataların enerjisi aktive oluyor,

unutmayın eğer ışık güçlendiyse karanlık da o ışığa çekilir dönüşmek için.

 

Yansıma boyut dediğimiz bu 3. Boyutta

ışığın kırılmasını nasıl gökkuşağı olarak deneyimliyorsak,

renk renk nota nota ayrışmış bir gerçeklik halinde çakraları teker teker aktive ediyorsak

tüm bu aşamların birleşmiş hali de biz de mevcut

yeter ki bilincimizi görmek istediğimiz gerçekliğe odaklayalım,

işte o zaman,

kuantum daki atom altı parçacıklar gözlemlediğimize göre şekil alsın..

O yüzden yaratmak istedikleri kaosla özdeşleşmek yerine her şeye rağmen duygularınızı denge de ve istediğiniz Dünya’nın vizyonuna odaklayarak muhafaza edin. 

 

Bu Black Mirror sezonu hiç istediğimiz gibi bir sezon olmadı,

yeni sezona bir oyuncu olarak değil

bir senarist olarak dahil olmanız ümidiyle…

bottom of page